2016-01-22 00:26:51

Anne Kız İlişkilerinde Denge

Yetişkin bir kadın, içindeki küçük kız çocuğunun etkisinden kaynaklanan eksiklik ve yetersizlikleri onarabilecek güce sahiptir. Anneler kızlarının rol modelleridir.

İnsan kendine ve yaşadıklarına anlam vermeye çalışır. Bu anlamdırma sürecinde doğal olarak ebeveynler mercek altındadır. İnsan, ebeveynleri ile sadece geçmişte kalanları değil, bugün de devam eden ilişkilerini sorgular, yolunda gitmeyen ilişkiler için bazen onları, bazen de kendini suçlar. Affetmeye, affedilmeye çalışır. Hayat, sevgiler, öfkeler, incitmeler, gönül almalar şeklinde devam edip gider.

Anne, bir bebek için her şey anlamına gelir. Yani hem kendisini, hem de dünyayı onun üzerinden tanımladığı, tanımaya çalıştığı bir varlıktır. Buda, hem nesne, hem de tüm çevre anlamına geliyor. Bu his bazen anneye ideal, tam ve mükemmel olma mecburiyeti ve bunun sonucunda da sürekli hata yapma korkusunu getirir. Oysa, şu da bir gerçektir ki, ideal insan olamayacağı gibi ideal, mutlak doğru bir  anne de olamaz. Winnicot "yeterince iyi anne" kavramından bahsederken şunları hedefliyor; elinden geleni yapan, bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayan bir anne.

Başlangıçta anne ve çoçuk dış dünyadan farklı, ikili bir dünya içindedirler. Anne ve çocuk arasında yaşanan, neredeyse iç içe geçmiş bir ilişki mevcuttur. Annenin desteği ile baba da bebeğin ilgi alanına girer. Sonra yavaş yavaş açılan bu kapıdan diğerlerine de yönelir. Kardeşleri, büyürken çevresindeki  arkadaşları, okul arkadaşları, iş arkadaşları, en nihayetinde eşi.

Kadın ve erkek sezgisel, fiziksel, hormonal olarak farklı iki cinstir. Belki de hayatı ilginç kılan da bu farklılıklardır . Ayrıca iki ayrı cinsin anneleri ile kurdukları ilişki biçiminde de kendilerine özgü farklılıklar vardır. Kız çocukları doğal olarak babalarından çok annelerine benzerler. Ve kız çocuklarının annelerinden ayrılıp serbest yaşama süreçleri erkek çocuklarına göre biraz daha zorlu geçebilir. Erkek çocuk kendine benzemeyen birinden ayrılıp kendisine benzeyen birine yaklaşır, babasına. Oysa, kız çocuklarını anneye çeken güçlü bir kuvvet vardır. Onun, annesinin yörüngesinden çıkıp dış dünyaya açılabilmesi için işi erkek çocuklarınkinden daha zorludur. Burada babanın görevi (oğlunda olduğu gibi) kızının, anne etkisinden çıkıp, önce babayı, sonra da bu yoldan dışarıdaki dünyayı tanımasına ve anlamasına yardım etmektir. Fakat burada yine bir anne faktörü var ki, o da babanın bu ikili ilişkiye yaklaşması için, kendi arzusu kadar annenin de müsaade etmesi ve o alanı babaya açması ile mümkündür. Bu nedenle, bir çok kadın için annesinden ayrılıp bağımsızlaşma aşaması zorludur.

Empati kurmak (kendini karşındakinin yerine koymak) konusunda kadınlar erkeklere oranla daha beceriklidirler. İki tarafı da keskin bir kılıç olan bu yetenek bazen engelleyici bir etkiye sahiptir. Kadın annesinin arzularına bazen kendisininkinden daha fazla önem verebilir. Farkında olmadan kendini onu rahatlatmaya, korumaya, mutlu etmeye adayabilir. Ve bunun sonucunda da bu davranışı başkaları ile olan ilişkilerinde de ortaya  koyabilir.

Yine annenin, baba ve diğerleri ile olan ilişkisi, hayata karşı duruşu, sorumlulukları, sorunları çözebilmesi gibi tüm bu özellikler kızına adeta bir model niteliğindedir. Tüm bunlar kızının gelecekte çevresini, arkadaşlarını ve yetişkin hayatındaki ilişkilerini etkileyecektir.

Aynı cinsten olmanın getirdiği özellikler dışında kültürel özelliklerinde etkisi ile, anneler bazen kız çocuklarına daha fazla bağlanırlar. Aile içinde oluşan problemlerde küçük yaşlarından itibaren kız çocuğunun annesinin dert ortağı olduğu, olayların içine çekildiği sık rastlanan bir durumdur. Ve küçük kız büyüyüp yeni ilişkiler kurmaya başladığında da en yakın dostunu, yani annesini yalnız bıraktığını düşünerek kendini suçlayabilir.

Annenin kendi ayrılık kaygılarını çocuğuna, esasen de kızına yöneltmesi, bağımsızlık ruhunu aşılamaması gelecekte de çok problem yaşamasına neden olur.

Herkes yaşamı boyunca hayatındaki en önemli kişi olan annesi ile mutlu, bağımsız, iyi bağlara dayalı güzel bir ilişki kurmak ister. Ama gerçekte ideal bir ilişki kurmak bazen zor, hatta bazen de imkansız bile olabiliyor. 

Çoğu zaman da sorunlar şu andaki anne ile değil, geçmişteki anne ile yaşanır. Onları değiştirerek şu anda yaşanılan sorunlara çözüm bulunacağı zannedilir. Oysa, geçmişteki  ilişkilerden tecrübe edinerek şimdiki durumu yoluna koymak mümkündür.

Hataların ya da eksikliklerin bıraktığı izlerin iyileşmesi için affetmek, gözlemlemek ve gerektiğinde kendinden taviz vermek önemlidir. Insan bu aşamada kitaplardan, filmlerden, başkalarının deneyimlerinden, özellikle de yakın arkadaşlarından alacağı desteklerden, bazen de profesyonel danışmanlardan yardım alır.

Yetişkin bir kadın, içindeki küçük kız çocuğunun etkisinden kaynaklanan eksiklik ve yetersizlikleri onarabilecek güce sahiptir. Farklılık kazanmak ve bu gücü devreye sokmak her zaman mümkündür. Kadın bu bilgilerini kızına ve çevresindeki diğer kadınlara aktararak etrafındakilere örnek model ve uygulayıcı rehber olabilir.  

Paylaş:
Tags:

Yorumlar

  • Şükür ki 30 yıldır annemle dost gibiyiz ve birbirimizin derdini çok iyi anlarız ve birbirimizi çok iyi dinleriz.. Canım annem hayattaki tek arkadaşım sırdaşım..

Yorum Yap