2015-11-29 00:48:59

Kardeşler arasındaki en büyük sorun: KISKANÇLIK

Çocuklarınızın arasındaki kıskançlıkla nasıl başa çıkıyorsunuz? Kardeşlerin birbirini kıskanması doğal bir olaydır. Bu durumu çözümlemek ise aile büyüklerine düşer. Yetişkin kişilerin kendi çocukluklarından anımsayabildikleri kıskançlıkla ilgili hatıra ve olaylardan size öğütler, olaylar ve öneriler sunuyoruz.

Kardeşler arasındaki en büyük sorun: KISKANÇLIK

Kardeş aynı anne babayı paylaşan veya sadece aynı anne veya sadece aynı babayı paylaşan kişilere denir.

Aile içindeki küçük çocukların birbirlerini kıskanmaları elbetteki yeni bir olay değildir. Kıskançlık ortak bir konu olup çocukların yetiştirilmesinde yapılacak bir çok şey vardır. Onları hayata hazırlamak gerekmektedir. Eğer paylaşma duygusu onların çocuk akıllarına erken yaşlarda aşılanırsa, ileride toplum tarafından kabul edilip değer verilen birer yetişkin olacaklardır.

Bir çok ailelerde iki değişik ilgi çekme yolu vardır. Çocukların arkadaş ve oyuna olan ihtiyaçlarından dolayı kardeşler birbirlerine bağlıdırlar. Fakat aynı zamanda, özellikle aileye yeni katılan bir bebek de varsa ailenin ilgisini, şefkatini elde etmede birbirlerine rakip olarak yarışırlar.

Ailenin büyük çocuğu yeni bebek gelince pabucu dama atılmış hissine kapılır. Fakat ona sorumluluk hissettiği işleri yapmasına izin verebilirsiniz. Bu işler küçük bebeğin giydirilmesi, yedirilmesi olabilir. Böylece büyük çocuk ne kendini ne de bebeği kıskanıp hırpalayacaktır.

Ailedeki çocuklar, önlerindeki liderle birlikte ki, bu kişi genellikle en yaşlı olan kişi (fakat böyle olması şart değil) sosyal bir model geliştiriyorlar. Liderden başka ailede çeşitli rollere sahip çeşitli üyeler de mevcut. Bunların arasında uysal, barışçı lider yardımcısı ve küçük anne kişilikleri olabilir.

Yeni doğum yapan bir annenin bebeğini kaybetmesi üzerine çılgın bir arayış başlar. Bu arayışın sonunda kayıp yeni doğmuş bebeği arka bahçedeki patates kabukları, çay posaları arasında çöplükte sakin bir şekilde uyurken bulurlar. Evin üç yaşındaki Oğlu bebeği oraya koymuştur. Bunun üzerine küçük oğlan, annesinin bebeği çöpte bulmuş olduğunu söylediğini ve bundan dolayı, kendisinin de onu oraya geri koymanın daha iyi olacağını düşündüğünü belirtir. 

Bu olay çocuklara her zaman gerçeği söylemenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Yeni doğana gösterilen kıskanç davranışlar, kardeşler arasındaki kıskançlık hikayesinin tümü değildir. Küçük kızlar, erkeklerde kendilerinde olmayan şeylerin olmasını genellikle kıskanırlar.

Çocukların oyun oynamak için birilerine olan ihtiyaç duygusu, kardeşler arasındaki rekabeti unutmayı ve iyi arkadaş olabilmelerini sağlayan bir koruyucu lütuftur. Fakat rekabet duygusu hafif de olsa hala varlığını koruyacaktır. Akıllı ve uyanık aileler her zaman çocuklarını dikkatlice izlemeli ve hiç birinin farklı ve daha kötü şeye sahip olmamasına dikkat etmelidirler. Ortanca çocuğun dezavantajlı olması çok kolaydır. En büyük çocuk özeldir, en küçük çocuk da özeldir, fakat birincinin arkasından gelen, hele aynı cinsiyette ise bunların bir ayrıcalığı yoktur. Ailenin çocukları için yapabileceği en önemli şeylerden biri ise onlara, hepsinin kendileri için aynı değer taşıdığını, eşit olduklarını hissettirmektir. Bu duygu çocuklarda ömür boyu sürer. Hala birçok yaşlı insanın görünüşlerinin 70 yıl önceki kardeş kıskançlığının izleri ile karardığını görmek oldukça acıklıdır.

"Babam erkek kardeşimi futbol maçlarına götürürdü. Fakat beni hiç bir zaman götürmedi." Bunun gibi küçük, aptalca kıskançlıklar tamamiyle aşırı bir şekilde insanlara dert olabilirler.

Çocukluk devrelerinden sonra, gelişme yıllannda da gerginlikler ortaya çıkar. Örneğin, "Kızkardeşim 11 yaşında olduğu halde niçin saat dokuza kadar dışarda kalmasına izin veriyorsunuz? Ben 13 yaşındayken bile o saate kadar dışarda kalmama izin vermezdiniz."

Aile bu eski kuralı bütünüyle unutmuştur. Fakat genç hafızalar oldukça kuvvetlidir. Yine bir genç erkek çocuk, niye kendisinin bulaşık ve çamaşır yıkamaya yardım etmesi gerekirken, erkek kardeşinin bu işi yapmaya mecburiyeti olmadığını sorar. Gerçekte yardım etmeyen kardeşinin dersleri ağırdır ve yıl sonunda sınava girecektir. Fakat diğer kardeş için böyle bir durum söz konusu değildir. Hayat gerçekte her zaman dürüst ve güzel değildir. Bir çocuk diğerine nazaran daha üstün ve yetenekli doğmuştur, daha güzeldir, daha kuvvetlidir. Yine bunu telafi etmek ve sağlamak ailenin görevidir. Böylece daha orta karar olan çocuk kendinden gurur duyar ve kendine güvenir.

Kıskançlığın çok aşırı halleri hırsızlık ve okuldan uzaklaşma gibi gerçek sorunlar yaratır. Ailedeki sevginin tümünün diğer kardeşe gittiğine kendini inandırmış olan çocuk hırsızlık yapabilir. Bu da biraz para ve abur cuburun şefkatin yerini tutmasından ve biraz da bunları bonkör bir şekilde okuldaki arkadaşlarına dağıtarak sevgi, ilgi ve şefkat kazanabileceğini sandığından olabilir.

Eve yeni bebeğin gelmesi sonucu çocuğun okuldan sıkılması ve okulu asma sebepleri daha farklıdır. Özellikle çocuk evi terketme düşüncesi ile büyük bir korkuya kapılmış olabilir. Yeni bebek geleceği zaman anne hastaneye gider. (Çocukta annenin hastalanması hatta ölmesi korkusu doğabilir.) Çocuğun evden ayrılma korkusu gerçekte, o dışardayken annenin başına çok kötü bir şeyin gelebileceği korkusudur.

Bunlar çok aşırı örneklerdir. Fakat bu durum herhangi bir ailenin başına gelebilir. Aslında aile hayatı, çocuklar büyüyüp dış hayatta daha geniş çevrelerde kendilerini göstermeden önce alışkanlıkların, davranışların ve davranış modellerinin uygulandığı bir deneme aşamasıdır. Çocuk eğer ailede küçük bir bebek, okşanıp sevilecek bir bebek, herkesin bayıldığı sevimli tatlı bir kız olarak görülüyor, bu ortamda büyüyorsa ilerde onun tamamiyle değişik gelişmiş bir kişiliğe bürünebilmesi kendisi için oldukça güç bir iş olacaktır.

Ailede sorumluluk almış olmaya alıştırılmış olan abla ve ağabeyler, büyüdükleri zaman genellikle yapıcı mesleklerde, öğretmenlik, doktor ve hemşirelik ve kamu hizmetleri ile ilgili işlerde çalışmaktadırlar.
Çocuklar arasında var olabilecek öfke ve hırçınlıklardan kaçış yoktur. Hiddetlerinin kuvveti korkutucu bile olabilir. Bu korkuyla başa çıkmaya yardım edebilecek tek kişi annedir. Anne bir yolunu bulup büyük bir anlayış ve büyük bir sevgi ifade etmelidir.

Gürültü çıkarabilen ve bazı parçaları da çıkabilen oyuncaklar küçük çocuklar için kıskançlık ve öfkenin hakkından gelebileceği faydalı oyuncaklardır. Toprak da bu iş için yardımcıdır. Çünkü ezilip vurulabilir. Yine, tuğla kuleler kurup daha sonra zafer kazanmış bir havayla bunları yumruklayarak yıkmak çocuksu hiddeti dışarıya boşaltmak için diğer bir yoldur. Kız çocukları bazen oyuncak bebeklerini döverler veya annelerine bu bebeklerin çok çok kötü olduğunu, dolayısıyla onu kimsenin sevmediğini söylerler. Çocuklar gerçekte insanları hayrete düşürecek kadar yaratıcıdırlar. Öyle ki. kendilerini rahatsız eden kötü duyguları dışa döken oyunları yaratırlar.

Kıskanç davranışların hatırası gelecek yıllarda onları taciz etse veya utandırsa bile bu rahatsızlık veren duygulardan vazgeçeceklerdir.

Tek çocuklar bu zorluklarla savaşmayı öğrenmiyorlar. Çocuklukta bastırılan kıskançlık duyguları acaba ileride kendini okul ve iş hayatında gösterecek midir? Veya tek çocuk her tür savaş ve zorluklardan kaçınan sakin bir kişi gibi mi olgunlaşacaktır? Zaman, bunu en iyi, en doğru şekilde söyleyecek olandır.

Paylaş:
Tags:

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılamamış

Yorum Yap