2016-04-10 16:04:50

Sürekli Kavga Halindeki İlişkiler

Çatışmaya neden olan sorunun gerçek niteliğini bilmeyen ancak tartışma ve çekişmelerini sürdüren çiftler için bu durum, mutsuz ve sorunlu bir evliliğe yol açar.

Sürekli Kavga Halindeki İlişkiler

Evliliğin ilk yıllarında, yani o cicim dönemlerde insanın sorun ve çatışmalara dayanma gücü daha fazla oluyor ister istemez. Oysa yıllar ilerledikçe, çatışmalar ve sorunlar biriktikçe eşlerin birbirlerine tahammüllerinin de azaldığını görüyoruz. Şu ifade tanıdık gelebilir. ‘’Evliliğimizin ilk yılları çok iyi geçti, eşimle her konuda anlaşabiliyorduk ama son yıllarda durum değişti, eşim bana eskisi gibi hoşgörü göstermiyor artık, ben de eskisi gibi sorunları soğukkanlılıkla karşılayamıyorum.’’

Çift terapisine gelen danışanlarımın, büyük çoğunluğunun yakındığı konu ‘’hocam biz sorunlarımızı konuşamıyoruz.’’dur. Hemen hemen hepsi sık sık tartıştıklarını ama tartışmalarının nedenini bilmediklerini, aralarındaki gerçek sorunun da ne olduğunu bir türlü bulamadıklarını belirtir. Çatışmaya neden olan sorunun gerçek niteliğini bilmeyen ancak tartışma ve çekişmelerini sürdüren çiftler için bu durum, mutsuz ve sorunlu bir evliliğe yol açar. Çünkü gerçek sorun bilinmedikçe çözümü bulmakta olanaksızdır. Ve bu da umutsuzluğu beraberinde getirir. Çiftlerin ilişkiye dair yatırımları azalır. Bu nokta da Evlilik Terapisti İstanbul da önemli bir seçenek halini alır.

İletişim Bozukluğu İlişkiyi Yaralar

Evlilik, özel bir iletişim sistemidir. İşte burada eşlerin gerçek sorunu bulamayışlarının nedeni iletişim bozukluğudur.

Başarılı ve mutlu karı koca ilişkilerinin temelinde gözlem, söylem ve eylem birliği yatar. Sorunlu ve mutsuz evlilik ilişkilerinde ise, eşlerin gözlemleyip algıladıkları başka, bunu dile getirme biçimleri başka, hele eyleme koyma, davranışa dönüştürme, gerçekleştirme şekilleri bambaşkadır. Kadın danışanlarımdan bir tanesi bu durumu, "Seni seviyorum lafı kocamın dilinden düşmez ama seks dahil, kadınca ihtiyaçlarımın hiçbiriyle ilgilenmez.’’ biçiminde dile getirmişti. Eşler her şeyden önce birbirlerini yeterince dinlemeli, anlamalı, sonra bunu dile getirmeli, ardından davranış olarak ortaya koymalıdırlar.

İletişim bozukluğu yaşanan ilişkilerde, işine geldiği gibi anlama olayı genel bir insan davranışıdır. Gerçekten söyleneni değil de, duymak istediklerini dinleme ve bunları işine geldiği biçimde yorumlama eğilimi vardır. Beklentilerimiz, ihtiyaçlarımız bizi böyle yapar. Bu aşamada eşler ilişki içinde o kadar yara almıştır ki, partnerinin ihtiyacını karşılamak bir yana hissettikleri acıyı karşı tarafı acıtarak, zıtlaşarak telafi etmeye çalışır. Artık ortada bir ilişkiden ziyade bir savaş vardır. Savaş anında düşünülen tek şey vardır ki. O da karşı tarafı alt etmektir. İlişki de yaşanan savaşın kazananı yoktur ama kaybedeni bellidir, İLİŞKİ.

Zıtlaşma Yerine Ortak Amaca Yönelme

Yukarda değindiğim iletişim bozukluğu, evlilik sorununun çözümlenmesinden çok, eşlerin birbirlerine karşıt davranmalarına yol açmaktadır.

  • ‘’Ben bir şeye ak desem, kocam inadına kara der. Eşimle ben birbirimizi tetikte bekler gibiyiz... Birbirimize sanki düşmanız da, birbirimizin açığını yakaladığımız an saldırıyoruz.’’

  • ‘’Son yıllarda eşimle ben birbirimizin eksiğini, kusurlarını ortaya çıkaran iki insan olduk.’’

ifadelerinde de gördüğümüz gibi, eşler yan yana olup ‘’biz-benliği’’oluşturacaklarına, karşı karşıya bir vaziyet almışlar ve birbirlerini mutlu etmemek için ne gerekirse yapıyor gibiler.

Oysa evlilikte sorunlar ne olursa olsun, ortak amaca ulaşma çabası eşleri mutlu kılar. Bu ortak amaç da her şeyden önce evliliğin doyumlu bir beraberlik olmasıdır. Bana öyle geliyor. ki, eşler arasında karşılıklı saygı ve sevgiyle beslenen, birbirlerinin varlık gösterimini önemsemeye dayalı bir iletişim kurulabilseydi, ortak amaca yönelmede eşler sorun yaratacak kadar zıtlaşmazlardı.

Daha önce belirttiğim gibi, eşlerden birinin tutum ve davranış değiştirmesi, karşısındakini olumlu ya da olumsuz etkiler. Yani evliliği bir sistem olarak kabul edersek, sistemin parçalarının herhangi birindeki değişim, sistemin tamamını etkiler. Olumlu etkilemeyi bilen eşler, bu çatışmalı ve kavgalı ilişkinin gereksizliğini kavradıkları zaman, sağlıklı ve sorun çözümleyici davranışlarda bulunabilirler. Bazen de bulunamazlar veya bulunmak istemezler, böylelikle yeni bir gündem ortaya çıkar. Bu gündem genelde bir sonuçtur ve her sonucunda bir sebebi vardır. Sebeplere yönelik bir şeyler geliştirmeden direk sonuca odaklanmakta çok kolaydır. Bir gün, keşke dememek için ilişkinize son bir şans vererek evlilik terapisi alabilirsiniz.

Sevgiyle kalın.

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Cinsel Terapist İstanbul

Kaynakça:

Evlilik Raporu – Kurban ÖZUĞURLU

Paylaş:
Tags:

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılamamış

Yorum Yap